Marka İhtarnamesi Aldım, Ne Yapmalıyım? Cevap Süresi, Savunmalar ve 2026 Rehberi
HE Hakan Elçi 6 Görüntülenme 2 Eylül, 2026

Marka İhtarnamesi Aldım, Ne Yapmalıyım? Cevap Süresi, Savunmalar ve 2026 Rehberi

Makalenin Özeti

Noterden marka ihtarnamesi geldiğinde panikle atılan ilk adım, çoğu zaman davadan daha pahalıya mal olur. İhtarname mahkeme kararı mıdır, kaç gün içinde cevap vermek zorunlu mudur, hangi savunmalar ihtarnameyi çürütür? Tescil doğrulamasından hakkın tükenmesine, sessiz kalma yoluyla hak kaybından kullanmama defîne kadar tüm savunma yollarını ve cevabi ihtarnamede asla yazılmaması gerekenleri adım adım anlatıyoruz.

Kısa Cevap

İhtarname bir mahkeme kararı değildir; cevap vermeniz için kanunda belirlenmiş bir süre de yoktur. İhtarnamedeki "3 gün içinde" ya da "7 gün içinde" ifadesi karşı tarafın kendi belirlediği süredir, hukuken sizi bağlamaz. Ancak bu, ihtarnameyi çöpe atabileceğiniz anlamına gelmez: ihtarname çoğu zaman dava, ihtiyati tedbir, pazaryeri şikâyeti veya ceza şikâyeti öncesi atılan son adımdır ve sessiz kalmanız sonraki aşamada aleyhinize yorumlanır. Doğru sıra şudur: önce karşı tarafın markasının gerçekten tescilli, yürürlükte ve sizinle aynı sınıfta olup olmadığını TÜRKPATENT kaydından doğrulayın, sonra elinizdeki savunmaları (farklı sınıf, hakkın tükenmesi, önceye dayalı kullanım, sessiz kalma, markanın kullanılmaması) tespit edin, en sonunda cevabi ihtarnameyi yazın. Bu sıra bozulduğunda, yani doğrulama yapılmadan cevap yazıldığında ya da karşı taraf telefonla aranıp konuşulduğunda, çoğu dosyada davadan önce kaybedilen şey delil ve pazarlık gücü olur.

Bir sabah kargo gelir. Zarfın üzerinde noter kaşesi vardır. İçinde, hiç duymadığınız bir şirketin avukatının yazdığı, sizin yıllardır kullandığınız ismi ya da sattığınız ürünü "marka hakkına tecavüz" olarak niteleyen; kullanımı derhal durdurmanızı, ürünleri imha etmenizi, kazancınızı bildirmenizi ve tazminat ödemenizi isteyen birkaç sayfalık bir metin bulunur.

Bu noktada iki hata sık yapılır. Birincisi paniğe kapılıp faaliyeti tümüyle durdurmak, tabelayı sökmek, ilanları kaldırmak ve karşı tarafı arayıp "haklısınız, ne isterseniz yapayım" demek. İkincisi tam tersi: ihtarnameyi bir çekmeceye koyup unutmak. Her ikisi de dosyayı, olması gerekenden çok daha kötü bir yerden başlatır.

Bu rehber, marka ihtarnamesi alan işletme sahibinin ilk 48 saatte ne yapması gerektiğini, hangi savunmaların gerçekten işe yaradığını ve cevabi ihtarnamede nelerin asla yazılmaması gerektiğini anlatır. Konunun karşı tarafındaki, yani markası taklit edilen kişinin yapması gerekenler için Markamı Başkası Kullanıyor yazımıza bakabilirsiniz.

İhtarname Nedir, Mahkeme Kararı Sayılır mı?

İhtarname, bir kişinin karşı tarafa belirli bir talebini resmî bir kanaldan, tarihi ve içeriği ispatlanabilir biçimde bildirmesidir. Noter aracılığıyla gönderilmesi zorunlu değildir; kayıtlı elektronik posta (KEP), iadeli taahhütlü mektup, bazı hâllerde e-posta da kullanılabilir. Noterin tercih edilmesinin sebebi, içeriğin ve tebliğ tarihinin sonradan tartışmasız hâle gelmesidir.

Hukuken bilinmesi gereken üç şey:

  • İhtarname bir yaptırım değildir. İçinde "aksi hâlde hakkınızda yasal işlem başlatılacaktır" yazması, hakkınızda bir karar verildiği anlamına gelmez. Karar mahkemenin işidir.
  • Kanunda cevap süresi yoktur. Marka hakkına tecavüz iddiası içeren bir ihtarnameye cevap vermek kanunen zorunlu değildir ve cevap vermemeniz tek başına iddiayı kabul ettiğiniz sonucunu doğurmaz. İhtarnamede yazan süre, karşı tarafın kendi tanıdığı süredir.
  • Ama ihtarname delildir. Tebliğ edildiği andan itibaren, iddia edilen kullanımdan haberdar olduğunuz kesinleşir. Bu tarihten sonraki kullanım, açılacak davada kötüniyetli kullanım olarak nitelendirilebilir ve tazminat hesabında ağırlaştırıcı bir unsur hâline gelir. İhtarnamenin asıl işlevi budur.

Bu yüzden ihtarname "önemsiz" de değildir, "mahkeme kararı" da değildir. Doğru tanım şudur: karşı tarafın elindeki kartları size gösterdiği, sizin de kendi kartlarınızı sessizce sayabileceğiniz bir zaman aralığı.

İlk 48 Saatte Yapılmaması Gereken 6 Şey

  1. Karşı tarafı ya da avukatını telefonla aramayın. Telefonda söylenen "biz zaten çok satmadık", "toptancıdan aldık, bilmiyorduk", "istersen kaldırırım" cümleleri sonradan yazılı beyana dönüştürülür. Bu üç cümlenin üçü de kabul beyanı olarak kullanılabilir.
  2. Delil karartmayın, ama delil de yok etmeyin. Ürünleri, ilanları, faturaları, tedarikçi yazışmalarını imha etmeyin. Bunlar aleyhinize gibi görünse de, çoğu zaman en güçlü savunmanız (örneğin ürünün orijinal olduğu ya da ibareyi yıllardır kullandığınız) tam da bu belgelerle ispatlanır.
  3. Sosyal medyada ya da satış sayfanızda "sorun yaşıyoruz" tarzı açıklama yapmayın. Bu paylaşımlar dosyaya delil olarak girer.
  4. Hemen ödeme teklif etmeyin. İhtarnamelerde talep edilen tazminat rakamı çoğunlukla pazarlık payı bırakılarak yüksek tutulur. Doğrulama yapılmadan verilen ilk teklif, tavanı belirler.
  5. İhtarnameyi görmezden gelip aynı hızda satışa devam etmeyin. Tebligattan sonraki satışlar ayrı bir başlıkta hesaplanır.
  6. Kendi markanız tescilli diye rahatlamayın. Aşağıda açıklayacağımız üzere, "benim de tescilim var" savunmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda karşılığı yoktur.

İlk 48 Saatte Yapılacaklar: 6 Adımlık Doğrulama

Cevap yazmadan önce yapılması gereken, karşı tarafın dayandığı hakkın gerçekten var olup olmadığını tespit etmektir. İhtarnamelerin azımsanmayacak bir kısmı, aslında hiç var olmayan ya da çoktan sona ermiş bir hakka dayanır.

Adım Neye bakılır Lehinize sonuç
1. Tescil var mı?İhtarnamede başvuru veya tescil numarası verilmiş mi, TÜRKPATENT kaydında görünüyor muNumara yoksa veya kayıt bulunamıyorsa ihtarnamenin hukuki dayanağı tartışmalıdır
2. Marka yürürlükte mi?Koruma süresi dolmuş ve yenilenmemiş olabilir; hükümsüz kılınmış ya da iptal edilmiş olabilirSüresi dolmuş markaya dayanılarak tecavüz iddia edilemez
3. Sadece başvuru mu?Marka henüz tescil edilmemiş, başvuru aşamasında ya da yayına itiraz sürecinde olabilirTescilsiz aşamada talep edilebilecekler çok daha sınırlıdır, ceza şikâyeti hiç mümkün değildir
4. Sınıflar örtüşüyor mu?Markanın tescilli olduğu Nice sınıfları ile sizin fiilen sattığınız mal veya sunduğunuz hizmet aynı mıFarklı ve ilişkisiz sınıflarda kural olarak tecavüz oluşmaz
5. Gönderen yetkili mi?İhtarnameyi gönderen kişi marka sahibi mi, vekâletnamesi ekli mi, sicildeki güncel hak sahibi kimMarka bir başkasına devredilmişse ihtar edenin dava ehliyeti tartışılır
6. Marka kullanılıyor mu?Tescil tarihinden bu yana beş yıl geçmiş, ancak marka Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmamış olabilirEn güçlü karşı ataklardan biri açılır: kullanmama nedeniyle iptal

Bu doğrulamayı yaparken markanın güncel durumunu nasıl sorgulayacağınızı Marka Tescil Sorgulama yazımızda adım adım anlattık. Dikkat edilecek nokta, yalnızca birebir aynı ibareyi değil; markanın statüsünü, sınıf listesini ve yenileme tarihini de okumaktır.

İhtarnameyi Çürütebilecek Savunmalar

Aşağıdaki savunmaların hepsi her dosyada geçerli değildir; hangisinin işleyeceği somut duruma bağlıdır. Ancak bunlardan en az biri, ihtarname alan işletmelerin çoğunda mevcuttur.

1. Mal ve hizmetler farklı: karıştırılma ihtimali yok

Marka koruması sınırsız değildir; tescil edildiği sınıflarla sınırlıdır. Aynı kelimenin mobilya sektöründe tescilli olması, aynı kelimeyi bir yazılım hizmetinde kullanmanızı kendiliğinden yasaklamaz. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesi, yasaklama yetkisini kural olarak aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karıştırılma ihtimali bulunan kullanımlara bağlar.

Mahkemelerin bu değerlendirmeyi nasıl yaptığını gösteren iki karar özeti sitemizde yayında: AVM Mağazasında Benzer Marka Tabelası ve Benzer İsim Her Zaman Marka İhlali Değildir.

Bu savunmanın sınırı tanınmış markalardır. Tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir markada koruma farklı sınıflara da taşabilir. Karşı taraf tanınmış marka sahibiyse yalnızca bu savunmaya güvenmeyin.

2. Ürün orijinal: hakkın tükenmesi (SMK m.152)

Bu, e-ticaret satıcıları için en sık atlanan savunmadır. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 152. maddesi uyarınca, marka hakkı sahibi tarafından veya onun izniyle Türkiye'de piyasaya sunulmuş ürünlerle ilgili sonraki fiiller hakkın kapsamı dışında kalır. Yani orijinal bir ürünü yasal yoldan temin edip yeniden satıyorsanız, ürün üzerindeki marka için ayrıca izin almanız gerekmez.

İki kritik ayrıntı vardır:

  • Ürünün Türkiye'de piyasaya sunulmuş olması gerekir. Yurt dışından paralel ithalat yoluyla getirilen ürünlerde bu savunma tartışmalı hâle gelir.
  • Ürünün durumu değiştirilmemiş olmalıdır. Ambalajı bozmak, seri numarasını silmek, ürünü parçalayıp yeniden paketlemek savunmayı ortadan kaldırabilir.

Bu savunmayı ileri sürebilmek için tedarik zincirini belgelemeniz şarttır: faturalar, irsaliyeler, yetkili satıcı yazışmaları. Fatura yoksa savunma da yoktur. Nitekim yalnızca "toptancıdan aldım" demenin tek başına yetmediğini gösteren bir mahkeme kararını "Toptancıdan Aldım, Orijinal Sandım" Savunması Geçersiz başlığıyla yayınlamıştık.

3. Dürüstçe kullanım istisnası

Kanun, marka sahibinin yetkisine bazı sınırlar getirir. Ticari hayatın olağan akışı içinde ve dürüstçe olmak kaydıyla; kişinin kendi adını ya da adresini kullanması, ürünün türü, kalitesi, miktarı, amacı gibi tanımlayıcı ifadelere yer vermesi ve özellikle yedek parça ya da aksesuar satışında ürünün hangi ürüne uygun olduğunu belirtmesi marka sahibi tarafından yasaklanamaz.

Pratik karşılığı şudur: "X marka araç için uyumlu silecek" ifadesi kural olarak dürüstçe kullanımdır; ürünün kendisine X markasını basmak değildir. Ayrım, markanın kaynak gösterici işlevde mi yoksa tanımlayıcı işlevde mi kullanıldığındadır.

4. Siz daha önce kullanıyordunuz: önceye dayalı gerçek hak sahipliği

Tescilsiz de olsa bir işareti markasal olarak, ciddi biçimde ve karşı tarafın başvurusundan önce kullanıyorsanız, Sınai Mülkiyet Kanunu m.6/3 anlamında önceye dayalı hak sahibi olabilirsiniz. Bu, hem ihtarnameye karşı savunma hem de karşı tarafın markasının hükümsüzlüğü için dayanak oluşturur.

Bu savunmanın tamamı ispata bağlıdır. İşe yarayan belgeler: tarihli faturalar, ilk satışın yapıldığı e-ticaret kayıtları, alan adı tescil tarihi, sosyal medya hesabının açılış tarihi, reklam harcamaları, katalog ve broşürlerin baskı tarihleri, ticaret sicil kayıtları. Yalnızca "biz 2015'ten beri buradayız" beyanı hukuken bir şey ifade etmez.

5. Karşı taraf yıllardır sessiz kaldı: sessiz kalma yoluyla hak kaybı

Sınai Mülkiyet Kanunu m.25/6, marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması durumunda, kötüniyet yoksa markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini düzenler. Aynı düşünce, dürüstlük kuralı üzerinden tecavüz taleplerinde de mahkemelerce dikkate alınmaktadır.

Yani karşı taraf sizi yıllardır tanıyor, aynı fuarlara katılıyor, aynı pazaryerinde satış yapıyor ve bugüne kadar hiçbir şey demediyse, bu sessizlik sizin lehinize bir argümandır. Uygulamada nasıl sonuç doğurduğunu 10 Yılı Aşkın Sessizlikten Sonra Marka Davası kararında görebilirsiniz.

6. Karşı taraf markasını kullanmıyor: kullanmama def'i ve iptal

Bu, savunmadan öte bir karşı ataktır. Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde markasını Türkiye'de ciddi biçimde kullanmayan ya da kullanımına kesintisiz beş yıl ara veren marka sahibine karşı iki yol açıktır:

  • Tecavüz davasında kullanım ispatı talebi: Kanun, açılan davada davalıya, marka sahibinden markasını kullandığını ispatlamasını isteme imkânı tanır. İspat edilemezse dava bu yönüyle temelsiz kalır.
  • TÜRKPATENT'e kullanmama nedeniyle iptal başvurusu: 10 Ocak 2024'ten itibaren iptal talepleri mahkeme yerine doğrudan TÜRKPATENT'e yapılmaktadır. İptal edilen marka, sizi ihtar edebilecek bir hak olmaktan çıkar.

Bu iki yolun birlikte nasıl işlediğini gösteren bir örneği Tescilden 6 Yıl Sonra Açılan Hükümsüzlük Davası Süre Aşımından yazımızda inceledik.

7. Kötüniyetli tescil: hükümsüzlük davası

Karşı taraf, sizin kullandığınızı bildiği hâlde ibareyi kendi adına tescil ettirip sizden para talep etmek amacıyla hareket ediyorsa, tescilin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğü istenebilir. Özellikle eski distribütör, eski çalışan, eski ortak ya da eski tedarikçi tarafından yapılan tesciller bu kategoriye girer. Sitemizdeki Tanınmış Markayla Aynı İbareyi Seri Tescil Ettirmek ve Ünlü Sanatçı Adını Marka Olarak Tescil Ettiren Şirket kararları bu değerlendirmenin ölçütlerini gösteriyor.

"Benim de Markam Tescilli" Savunmasının Çalışmadığı Nokta

Bu, ihtarname alanların en sık güvendiği ve en sık yanıldığı noktadır. Sınai Mülkiyet Kanunu m.155 açıktır: marka, patent veya tasarım hakkı sahibi; kendi hakkından daha önceki rüçhan ya da başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.

Türkçesi: sizin de tescilli markanız olması, sizden önce başvurmuş birine karşı sizi korumaz. Bu durumda tek çözüm, karşı tarafın markasının hükümsüzlüğünü ya da iptalini sağlamaktır. Bu yüzden "bende de belge var" cevabı tek başına yazıldığında dosyayı kurtarmaz; üstelik karşı tarafa, o ibareyi markasal olarak kullandığınızı yazılı biçimde ikrar etmiş olursunuz.

Cevap Vermezseniz Ne Olur?

Hukuk tarafı

Marka sahibi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde tecavüzün tespitini, durdurulmasını ve giderilmesini; ürünlere el konulmasını, imhasını, hükmün ilanını ve tazminatı talep edebilir. Tazminatta yoksun kalınan kazanç, kanunda sayılan üç yöntemden biriyle hesaplanır: hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç ya da lisans bedeli. Hangi yöntemin seçileceğini kural olarak hak sahibi belirler.

Rakamların büyüklüğü hakkında fikir vermesi için İnternet Sitesinde Başkasının Markasını Kullananlar 110.000 TL Tazminat Ödedi ve Marka Tecavüzü Sulhla Bitti kararlarına bakabilirsiniz. Tazminat kalemlerinin ayrıntısı için Marka İhlali Halinde Tazminat Hakları yazımız var.

Ayrıca dava açılmadan önce ya da dava sırasında ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir kararı; satışınızın durdurulması, ürünlere el konulması ya da internet sitenize erişimin engellenmesi anlamına gelir ve dava sonucunu beklemeden uygulanır. İhtarnameyi görmezden gelmenin en somut riski budur.

Ceza tarafı

Taklit ürün üretimi, satışı, ithali, ihracı, ticari amaçla bulundurulması ve nakli; Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası ile yaptırıma bağlanmıştır. Üç noktayı bilmek gerekir:

  • Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır. Tescilsiz bir işaret için ceza yolu kapalıdır.
  • Soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; bu da uzlaşma ihtimalini gerçek kılar.
  • Taklit malı satan kişi, malı nereden temin ettiğini bildirir ve bu sayede üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlarsa, kanun bu kişi hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenler. Tedarikçi bilgisini gizlemek, çoğu perakendeci için en pahalı karardır.

Uygulamada "bilmiyordum" savunmasının nasıl karşılandığını Mağazada Taklit Çorap Satışı yazımızda ele aldık.

E-Ticaret Satıcısıysanız: İhtarname ile Şikâyet Aynı Anda Gelir

Pazaryeri satıcılarında ihtarname genellikle tek başına gelmez. Aynı gün ya da birkaç gün içinde Trendyol, Hepsiburada, Amazon ya da Etsy tarafında bir marka şikâyeti işleme alınır; ilan yayından kaldırılır, bazı durumlarda mağaza askıya alınır. Burada iki ayrı süreç vardır ve karıştırılmamalıdır:

  • Platform süreci özel hukuk sözleşmesine dayanır, hızlı işler ve platformun kendi kurallarıyla yürür. İlanı geri açtırmanın yolu çoğunlukla orijinallik belgelerini ya da kendi marka tescilinizi ibraz etmektir.
  • Hukuki süreç ihtarname ve dava üzerinden yürür ve çok daha yavaştır. Platformda haklı çıkmanız davayı, davada haklı çıkmanız da platform kararını kendiliğinden değiştirmez.

İlanınız kapatıldıysa, itiraz dosyasının nasıl kurulacağını ve hangi belgenin ilanı geri açtırdığını Pazaryeri İlanım Marka Şikâyetiyle Kapatıldı yazımızda adım adım anlattık. Süreci karşı taraftan, yani şikâyet eden hak sahibinin gözünden görmek için E-Ticarette Taklit Ürün İlanı Nasıl Kaldırılır rehberimize bakabilirsiniz. Kalıcı çözüm ise ürününüzü kendi markanız altında satıyorsanız o markayı tescil ettirmektir: E-ticaret İçin Marka Tescili Neden Şart

Karşı Taraf Haklıysa: Zararı Küçültmek

Her dosya savunulmaz. Doğrulama sonucunda karşı tarafın markasının gerçekten tescilli, yürürlükte, aynı sınıfta ve sizden önceki tarihli olduğu ortaya çıkabilir. Bu durumda hedef "kazanmak" değil, maliyeti en aza indirmektir:

  1. Kullanımı belgelenebilir biçimde durdurun. İlanların kaldırıldığı, tabelanın söküldüğü, ambalajların değiştirildiği tarihli fotoğraf ve kayıtlarla belgelenmelidir. Bu kayıtlar tazminatın kesildiği tarihi ispatlar.
  2. Stok ve satış envanterini çıkarın. Karşı tarafın talep edeceği rakamın gerçekçi tavanını ancak siz bilebilirsiniz; müzakereye rakamı bilerek oturmak, tahmin ederek oturmaktan farklıdır.
  3. Sulh imkânını erken değerlendirin. Dava açılmadan yapılan anlaşmalarda tazminat, yargılama gideri ve karşı vekâlet ücreti yükü doğmadan sonuçlanır. Dava açıldıktan sonra bu kalemler dosyaya eklenir.
  4. Yeni bir marka planı kurun. İsim değişikliği kaçınılmazsa, yeni ismi bu kez araştırıp tescil ederek başlayın: Marka Tescili Nasıl Yapılır

Cevabi İhtarname Nasıl Yazılır?

Cevap vermek zorunlu değildir, ancak çoğu dosyada faydalıdır: karşı tarafa dosyanın kolay olmadığını gösterir, sulh ihtimalini açar ve ileride açılacak davada iyi niyetinizi ortaya koyar. Yazarken ölçü şudur: hakkınızı bildirin, olguları ikrar etmeyin.

Cevabi ihtarnamede yer alması yararlı olanlar:

  • İhtarnamenin tebliğ tarihi ve hangi iddialara cevap verildiği
  • İddiaların açıkça reddedildiği, hiçbir beyanın kabul anlamına gelmediği yönünde kayıt
  • Elinizdeki hukuki dayanaklar: farklı sınıf, hakkın tükenmesi, önceye dayalı kullanım, sessiz kalma, kullanmama
  • Karşı taraftan talep edilecek bilgiler: tescil belgesi, sınıf listesi, vekâletname, markanın kullanıldığını gösteren belgeler
  • Uyuşmazlığın görüşme yoluyla çözülmesine açık olduğunuz yönünde bir cümle

Cevabi ihtarnamede asla yer almaması gerekenler:

  • Satış rakamı, ciro, stok adedi gibi sayısal veriler; bunlar tazminat hesabının doğrudan girdisidir
  • "Bilmiyorduk", "farkında değildik", "az sattık" gibi zımnen kabul içeren ifadeler
  • Tedarikçinin adı ve iletişim bilgileri; bu bilginin ceza dosyasında ne zaman ve nasıl verileceği ayrı bir stratejidir, ihtarnameye yazılacak bilgi değildir
  • Duygusal ya da tahkir edici ifadeler; dosyanın seyrini değiştirmez, uzlaşma ihtimalini bitirir
  • Karşı tarafa yönelik, somut dayanağı olmayan karşı suçlamalar

Marka Vekiline Giderken Hazırlamanız Gereken Belgeler

  • İhtarnamenin tamamı ve tebliğ zarfı (tebliğ tarihi kritik)
  • Varsa kendi marka tescil belgeniz ya da başvuru numaranız
  • İbareyi ilk kullandığınız tarihi gösteren en eski belge: fatura, alan adı kaydı, sosyal medya hesabı, katalog
  • Ürün orijinalse tedarik zinciri belgeleri: faturalar, irsaliyeler, yetkili satıcı yazışmaları
  • Satış kanallarınızın listesi ve varsa platform şikâyet bildirimleri
  • Ticaret sicil gazetesi ve faaliyet alanınızı gösteren kayıtlar

Bu belgeler tamamlandığında, ihtarnamenin savunulabilir olup olmadığı çoğu dosyada birkaç saat içinde netleşir.

Sık Sorulan Sorular

Marka ihtarnamesine kaç gün içinde cevap vermek zorundayım?

Kanunda belirlenmiş bir cevap süresi yoktur. İhtarnamede yazan "3 gün", "7 gün" ya da "15 gün" ifadeleri karşı tarafın kendi belirlediği süredir ve sizi hukuken bağlamaz. Cevap vermemeniz de iddiayı kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Buna karşılık, ihtarnamenin tebliğinden sonra kullanıma devam etmeniz kötüniyet göstergesi sayılabileceğinden, süreyi doğrulama ve savunma tespiti için kullanmak gerekir.

İhtarnameye cevap vermezsem dava otomatik açılır mı?

Hayır, otomatik bir sonuç doğmaz. Ancak ihtarname çoğunlukla dava, ihtiyati tedbir talebi, pazaryeri şikâyeti veya ceza şikâyeti öncesindeki son adımdır. Cevapsız kalan ihtarnameler karşı tarafta dosyanın kolay olduğu izlenimi doğurduğu için bu adımların atılma ihtimalini artırır.

Kendi markam da tescilli, yine de tecavüz etmiş sayılır mıyım?

Sayılabilirsiniz. Sınai Mülkiyet Kanunu m.155 uyarınca, kendinizden daha önceki başvuru veya rüçhan tarihine sahip bir hak sahibinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilinizi savunma gerekçesi olarak ileri süremezsiniz. Bu durumda yapılması gereken, karşı tarafın markasının hükümsüzlüğünü ya da iptalini sağlamaktır.

Ürünler orijinal, sadece yeniden satıyorum. Yine de sorumlu muyum?

Ürünler marka sahibi tarafından veya onun izniyle Türkiye'de piyasaya sunulmuşsa, Sınai Mülkiyet Kanunu m.152'deki hakkın tükenmesi ilkesi devreye girer ve sonraki satışlar kural olarak tecavüz oluşturmaz. Bu savunmanın işlemesi için tedarik zincirini fatura ve irsaliyelerle belgelemeniz, ürünün durumunu değiştirmemiş olmanız gerekir. Yurt dışından getirilen ürünlerde durum tartışmalıdır.

İhtarname gönderen markanın gerçekten tescilli olup olmadığını nasıl kontrol ederim?

TÜRKPATENT'in çevrimiçi araştırma ekranından başvuru veya tescil numarasıyla sorgulama yapılır. Sadece ibarenin varlığına değil; markanın statüsüne (tescilli, başvuru, hükümden düşmüş), koruma süresinin bitiş tarihine, tescilli olduğu Nice sınıflarına ve güncel hak sahibine bakılmalıdır. Bu kalemlerden herhangi biri ihtarnamedeki iddiayla uyuşmuyorsa ihtarnamenin dayanağı zayıflar.

Karşı taraf yıllardır biliyordu ve hiçbir şey demedi. Bu işime yarar mı?

Yarayabilir. Sınai Mülkiyet Kanunu m.25/6, marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalması durumunda, kötüniyet bulunmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini düzenler. Sessizliğin ispatı için karşı tarafın kullanımınızı bildiğini gösteren deliller gerekir: aynı fuar katılımları, yazışmalar, ortak müşteriler, aynı pazaryerindeki satışlar.

Marka ihtarnamesi ceza davasına dönüşür mü?

Taklit ürün üretimi veya satışı söz konusuysa dönüşebilir. Sınai Mülkiyet Kanunu m.30 bu fiiller için bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörür. Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır ve soruşturma şikâyete bağlıdır. Malı nereden temin ettiğini bildirerek üretenlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan satıcı hakkında ise kanun cezaya hükmolunmayacağını düzenler.

İhtarname geldikten sonra markamı tescil ettirsem sorun çözülür mü?

Hayır, geriye etkili bir koruma sağlamaz. Marka sisteminde belirleyici olan başvuru tarihidir; ihtarnameden sonra yapılan başvuru önceki tarihli bir markaya karşı sizi korumaz ve zaten benzerlik gerekçesiyle ret ya da itirazla karşılaşma ihtimali yüksektir. Doğru sıra, kullanmadan önce araştırma ve tescildir.

Şirket unvanım tescilli, marka ihtarnamesi bana işlemez değil mi?

İşler. Ticaret unvanı ile marka, iki ayrı sicilde ve iki ayrı kanun kapsamında korunan farklı haklardır ve ilişki tek yönlü çalışır: marka sahibi, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasına da itiraz edebilir. Ayrıntısı için Şirketimi Kurdum, Marka İsmim Otomatik Korunuyor mu yazımıza bakabilirsiniz.

Cevabi ihtarnameyi kendim yazabilir miyim?

Yazabilirsiniz, ancak riski yüksektir. Cevabi ihtarname sonraki davanın ilk yazılı beyanı gibi okunur; içine yazılan satış rakamı, "bilmiyorduk" ifadesi ya da farkında olmadan verilen bir kabul dosyanın geri kalanını belirler. Doğrulama ve savunma tespiti yapılmadan yazılan cevaplar, çoğu zaman ihtarnameye hiç cevap vermemekten daha zararlı olmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Marka uyuşmazlıklarında sonuç, somut olayın delillerine ve tarafların tescil durumuna göre değişir; mevzuat ve yargı uygulaması güncellenebilir. Elinizdeki ihtarnameyi bir marka vekili ya da avukatla değerlendiriniz. Son güncelleme: Eylül 2026.

Elinizde bir marka ihtarnamesi mi var? TÜRKPATENT Sicil No 2732 ile kayıtlı marka vekilimiz, ihtarnamede dayanılan markanın tescil durumunu, sınıflarını ve yürürlükte olup olmadığını ücretsiz kontrol etsin; savunulabilir bir dosya mı yoksa zararı küçültme dosyası mı olduğunu size net olarak söylesin. İhtarnamenin fotoğrafını göndermeniz yeterli: WhatsApp'tan yazın veya 0216 606 56 58 numarasını arayın.

Emsal Karar Ara

Marka hukuku emsal kararları arasında arama yapın

Yorum Yapın