Pastanedeki Tek Kurabiye Marka Davası Açtırdı: "Bilmiyorduk" ve "Müşteri Bıraktı" Savunmaları Reddedildi
HE Hakan Elçi 1 Görüntülenme 26.06.2026

Pastanedeki Tek Kurabiye Marka Davası Açtırdı: "Bilmiyorduk" ve "Müşteri Bıraktı" Savunmaları Reddedildi

Kararın Özeti

Bir pastanede yapılan delil tespitinde yalnızca 1 adet kurabiyede ünlü spor kulübünün tescilli markasının kullanıldığı görüldü. Davalı işletme, ürünün bir müşteri tarafından bırakıldığını ve kendilerinin satmadığını öne sürdü. Ancak önceden sunulan satış fişi bu savunmayı çürüttü; mahkeme tek bir üründeki kullanımın dahi tecavüz oluşturduğuna hükmetti.

Tanınmış bir spor kulübünün tescilli markasını taşıyan ürünlerin izinsiz kullanımına ilişkin bu davada, bilirkişi incelemesi sırasında pastane işletmesinde yalnızca 1 adet kurabiyede marka ihlali tespit edildi.

"Müşteri Bıraktı" Savunması Neden Geçersiz Sayıldı?

Davalı vekili, söz konusu kurabiyenin bir müşteri tarafından pastaya takılmak üzere işletmeye getirildiğini, firmanın bu ürünü satmadığını savundu. Ancak mahkeme bu savunmayı kabul etmedi: Dava açılmadan önce söz konusu ürünü gösteren satış fişi zaten dosyaya sunulmuş durumdaydı. Bu belge, ürünün işletme tarafından satıldığını ortaya koyuyordu.

Tek Ürün Tecavüz İçin Yeterli Mi?

Evet. SMK m. 29 kapsamında tecavüz eylemi için belirli bir adet ya da ticari ölçek şartı öngörülmemiştir. Marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli markayı taşıyan tek bir ürünü ticari amaçla elinde bulundurmak ya da satmak tecavüz oluşturmaktadır. Mahkeme, davalının kastı olmasa dahi bu eylemin hukuki sonuçlarını doğurduğunu vurguladı.

Mahkeme Kararı

  • Marka hakkına tecavüzün tespitine ve durdurulmasına,
  • Tecavüz teşkil eden ürüne el konulmasına,
  • 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
  • 6.205,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline.

Sık Sorulan Sorular

İşyerimde 1 adet bile taklit ürün bulunursa dava açılabilir mi?

Evet. Kanun adet sınırı öngörmez; ticari amaçla elde bulundurmak ya da satmak yeterlidir. Marka sahibi tespit tutanağındaki tek ürünü delil göstererek dava açabilir.

Satış fişi olmadan bu davanın sonucu değişir miydi?

Davalının savunması daha güçlü olabilirdi. Bu dava, ticari ilişkilerde fatura/fiş düzeninin ne kadar önemli bir delil kaynağı olduğunu göstermektedir.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgi amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Ücretsiz ön görüşme için tıklayın.
Kaynak — Karar Künyesi

Bakırköy 1. FSHHM — E. 2024/72, K. 2024/267, 17.12.2024

Taraf ve marka adları gizlilik gereği paylaşılmamıştır.
Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/72
KARAR NO : 2024/267

DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti ve Durdurulması
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 17/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2024
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, ülkemizin en önde gelen spor kulüplerinden biri olup gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerekse WIPO nezdinde çok sayıda marka tesciline sahip olduğunu, ilgili markaların bir kısmının ..,..,..,..,..,..,...,.... sayılı markalar olduğunu, hal böyle iken, davalının, müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden ürünleri satışa sunmakta olduğunu, söz konusu eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespitini, durdurulmasını ve taklit ürünlere el konulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının iddiasının aksine müvekkili firmanın davacının markasından faydalanarak ticari bir kazanç elde etme amacı gütmediğini, zira açılan dava sonrasında, müvekkili işletmede yapılan delil tespitinde yalnızca tek bir ürün ele geçirilmiş olup bunun haricinde üzerinde davacının markalarından herhangi birinin bulunduğu bir başka ürün tespit edilemediğini, işbu ürünün ise esasında müvekkili işletmenin bir müşterisi tarafından iş yerine getirilmiş olup müşteriye özel hazırlanacak pastanın üzerine takılması için müvekkili firmaya teslim edildiğini, firma tarafından söz konusu ürünün satılması mümkün olmadığını, sunulan ürün fişinde söz konusu ürünün dosyaya sunulan ve ihlal niteliğindeki kurabiye olduğu bile belli olmadığını, söz konusu ürünün nereden alındığı veya üzerinde müvekkili firma tarafından üretildiğine ilişkin de herhangi bir emare bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
Dava, markaya tecavüzün tespiti ve durdurulması taleplidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ..,..,..,..,...,...,..,... tescil numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce oluşturulan tensip ara kararı ile dosya davalının davacı adına olan markalardan doğan haklarına tecavüz teşkil eden eyleminin bulunup bulunmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz olunan 05/04/2024 tarihli raporda sonuç olarak, ... Mah. .... Cad. No:51
Esenler/İstanbul” adresinde bulunan “..” tabelalı işyerinde yapılan incelemede
tespit edilen 1 (bir) adet kurabiyede davacı adına 30. sınıfta bu emtiayı kapsar şekilde tescilli
olan ... nolu markanın aynen kullanıldığı, inceleme sırasında davalı şirketin muhasebe sorumlusu ...söz alarak,
“Kullanımımızın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini bilmiyorduk, 1 (bir) adet ürün tespit
edilmiştir, onu da kaldırıyoruz, tecavüz var ise bir daha asla kullanmayacağız.” dediğini, işyerinden alınan vergi levhasında, ticaret unvanının davalı şirketin unvanı olduğu, vergi
levhasındaki işyeri adresinin farklı bir adres olduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve mahallinde yapılan tespit sonucu aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalının herhangi bir hakkı olmamasına rağmen davacı adına tescilli marka ibaresinin aynısını markanın tescilli olduğu emtia - hizmet sınıfında kullandığı, davalı vekili bu ürünün müşteri tarafından bırakıldığını belirtmiş ise de, davadan önce bu ürünün satıldığı ürün ve satış fişinin dosyaya ibraz edildiği görülmekle, bu savunmaya itibar edilmeyerek davalının bu eyleminin davacının SMK 29 maddesi anlamında markadan doğan haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konulmasına
2-Peşin alınan harcın yeterliliğine, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 855,20 TL dava ilk masrafı ve 350,00 TL tebligat-tezkere gideri ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.205,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
6-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır


Hakim ...
e-imzalıdır

Yorum Yapın